"MENU"

Hizmet odaklı bir işin var, belki koçluk yapıyorsun, mimarsın, yoga eğitmenisin, ya da benim gibi bir fotoğrafçısın. Veya el emeği bir işin / küçük bir işletmen var. Ve işini online’a taşımak, veya online varlığını güçlendirerek daha çok kişiye ulaşmak istiyorsun. Web siteni kurdun ve/veya sosyal medya hesaplarında işinden bahsetmeye başladın. Reklam vermeden daha çok kişiye ulaşmak için post’larının nasıl olması gerektiği konusunda kafa yoruyorsun. Ya da vereceğin reklamlar / yapacağın duyurular için grafik veya stok fotoğraf arayışına girdin.

İşin için online platformlarda yer alıyorsan, eminim farkındasındır ki buralarda çok fazla oyuncu var, yani rekabet yoğun. Seninle aynı işi yapan kim bilir kaç kişi mevcut… Peki, o zaman, müşteriler neden onlara gitmesinler de sana gelsinler? Neden bu hizmeti SENDEN alsınlar?….

Beni Instagram’da – @yesim.saracer takip ediyorsan, Kişisel Marka Fotoğrafçısı olarak, kendine ait fotoğraflarla görünür olmanın, işin için ne kadar önemli olduğundan bahsettiğimi okuyorsundur. 

Ama bunun işine sağlayacağı faydalar konusunda, bazılarımız gibi belki senin de şüphelerin var. “Ben zaten grafik veya metinlerle hizmetlerimi anlatıyorum. Benim suratımı görmelerinin takipçilerime ne faydası var?” veya “Geçen günlerde kendi fotoğrafımı paylaşmıştım ama işime bir katkı yaratıp yaratmadığından pek emin değilim” diyor olabilirsin.

Belki de, kendi fotoğraflarınla görünür olmanın yaratacağı faydalar sana mantıklı geliyor, ama, takipçilerin tarafından yanlış anlaşılmaktan korkuyorsun. İş sayfanda kendi fotoğraflarını paylaşmanın “kişiliğine veya sayfana uygun olmadığını” düşünüyorsun. Paylaşacağın selfie’lerle “kendini beğenmiş” veya “şımarık” gibi algılanmaktan çekiniyorsun.

Belki de dış görünüşünle ilgili endişelerin seni durduruyor. Ya da “fotojenik” olmadığını düşündüğün için fotoğraflarda kendini görmeyi sevmiyorsun. Belki fotoğraflarının “en güzel” halini yansıtmasını istiyorsun ama öncesindeki hazırlık süreci gözünde büyüyor. 

Ya da kendi fotoğraflarını paylaşmak istiyorsun ama fotoğraf çekme konusunda bazı teknik bilgilere ihtiyacın var, ve nerden başlayacağını, bunu nasıl becereceğini bilmiyorsun.

Öncelikle bir şeyin altını çizmek istiyorum; kişisel marka fotoğrafı demek sadece SELFIE fotoğraflarından ibaret değil. Kişisel marka fotoğrafları, SENİ, ve senin HİKAYENİ ANLATAN, ve MESAJLARINI DESTEKLEYEN fotoğraflar serisidir.

Tabi ki selfie’lerini de paylaşabilirsin, ama örneğin tüm yayınların mesajsız, salt selfie’lerden ibaret olduğunda, senin yüzünle değil de İŞİNle ilgilenen, verdiğin hizmete ihtiyacı olan, problemlerini çözebileceğin potansiyel müşterilere ulaşman zor olur. Takipçilerin belki biraz artabilir ama bir süre sonra asıl ulaşmak istediğin insanlar sıkılıp takip etmeyi bırakabilirler.

Kendi fotoğraflarınla görünür olmanın işine katacağı FAYDAlara gelirsek:

Harika bir ürün ya da hizmet oluşturdun, bununla ilgilenebilecek bir kitlen de var. Sence bu ikisi SATIŞ yapabilmen için yeterli mi?

Tüketiciler bir ürüne / hizmete / reklama maruz kaldıklarında çoğunlukla hemen satın alma davranışı gerçekleştirmezler. Kafalarından geçen bin bir düşünce, zihinlerini doldurmuş sayısız algı ve markalara karşı hissettikleri bazı duygular vardır. Bu nedenle de doğru PAZARLAMA çok önemli.

Ve pazarlamanın önemli prensiplerinden biri de TANI, BEĞEN ve GÜVEN (“Know, Like & Trust) ilkesi. Bu prensipe göre, bir tüketici, bir markadan ürün/hizmet satın almadan önce şu 3 aşamadan geçmeli;

  • önce o markayı TANImalı,
  • sonra onu BEĞENmeli,
  • ve o markaya GÜVENmeli.

Bununla ilgili hatta böyle bir post da paylaşmıştım.

Belki farkındasın, online platformlardaki katılımcıların dikkatini çekebilmek için sadece birkaç saniyen var. Ve online platformlardaki markaların sayısı arttıkça gittikçe bu süre kısalıyor.

İyi haber: GÖRSELLER metinlerden daha çok dikkat çekiyor, çünkü 

  • Beynimiz görsel bilgileri metne göre 60.000 kat daha hızlı işliyor.
  • Fotoğraflı yayınlar fotoğrafsızlara göre 2.5 kata kadar çok etkileşim alıyor.
  • Yüzün göründüğü fotoğraflar Instagram’da %40 daha fazla beğeni alıyor.

Üstelik, örneğin Instagram gibi görselliği temel alan bir platformda, kendimize ait fotoğraflı paylaşımlar, “doğru” bir şekilde yapıldığı sürece, daha çok kişiye erişiyor. Ben kendi Instagram’ımda da bunu “Insights”da post’larımın performansından doğrulayabiliyorum.

Peki “KENDİMİZE” AİT FOTOĞRAFLAR NEDEN DAHA İYİ PERFORMANS GÖSTERİYOR? 

Mesela bu paylaşımlara, insanların diğer post’lardan daha çok ilgilenmelerine sebep olan, onları bu kadar özel kılan şey ne?

Hiç kuşkusuz, insanlar işin arkasındaki SENİ merak ediyor ve SENİ görmek istiyor.

Bunu, “Tanı, Beğen, Güven” ilkesi çerçevesine oturtursak; yapabileceklerin neler:

  1. TANIma aşamasında:

Özellikle kişisel bir marka isen; hoşuna gitse de gitmese de bir gerçek var ki, o da işinin ve markanın yüzü SENsin! Bu yüzden izleyenlerinin, markanı tanımalarını istiyorsan, kendi yüzünle ve kendi hikayenle tutarlı bir şekilde görünür olmalısın. 

Kendi fotoğraflarınla düzenli olarak görünürerek nedenini, hikayeni aktardığında, izleyenlerin sanki seni tanıyorlarmış gibi hissediyorlar. (Dişil Sözlük bu kavrama “içimsemek” demiş, benim çok hoşuma gitti.)

Bunu, “nedenini”, ve ayrıca hayatından ve hatta bazı garipliklerinden parçalar paylaşarak yapabilirsin.

2. BEĞENme aşamasında: 

Kendi kişiliğini, nedenini anlatıp, ne hissettiğini, dünya görüşlerini, sevdiğin ve sevmediğin şeyleri, değerlerini paylaştıkça -ki bunlar sıkıca sahip çıkman gereken hikayelerindir-, blog’una ve sosyal medya hesaplarına, kendinle “benzer kafada” insanları çekersin, ve düzenli olarak ve fayda yaratarak görünmeye devam ettikçe, takipçilerinle aranda bir duygusal bağ kurmuş olursun. 

3. GÜVENme aşamasında:

Profesyonel ve meşru görünüm güven verir. Bunun için uzmanlığını gösteren fotoğraflarını, örneğin sertifikanla bir pozunu paylaşabilirsin. İpuçlarını, bilgi ve tecrübeni paylaşarak yüzünü gösterdiğinde, izleyenlerinin gözünde, alanında OTORİTE ve UZMAN olarak konumlanırsın.

Bir dip not, cep telefonuyla çekilen fotoğraflar, profesyonel imaj ve güven açısından bazı durumlar ve platformalar için pek ideal sayılmaz. O nedenle özellikle LinkedIn profilin, ve web siten için çözünürlüğü yüksek bir fotoğraf makinasıyla ve doğru ışıkta çekilmiş fotoğrafların olmalı.

Ayrıca, GÜVEN aşaması satıştan önce geldiği için, insanlara bir şey yaptırmak istediğin zamanlar, “tıkla” “ara” “bilgi al” gibi, örneğin eğitim duyurularında, kayıta yönlendirmek istediğin zaman görsellerdeki fotoğraflarının profesyonelce çekilmiş olması satış yapmanı kolaylaştıracaktır.

Kendi fotoğraflarınla görünür olarak kitleni ve işini büyütme yolunda Zoom üzerinden ücretsiz bir keşif seansı için BANA YAZabilirsin: yesim@yesimsaracer.com .